| Fethullah Gülen ve Türkiye Cumhuriyeti |
| Yazar ilkoglu | |||||||||||
|
"Derin Devlet" son yılların meşhur söylemlerinden birisi haline geldi. Olur olmaz yerde, olur olmaz şekilde ve her zaman farklı anlamlara gelecek şekilde her önüne gelenin kullanmayı bir halt zannettiği bu iki sözcüğün devri şimdilik kapanmıştır. Herkes farklı anlamlarda kullanmış olabilir, derin devletin normalde ifade ettiği şey eski Türk Devletlerinden bu yana devletin, vatanın ve milletin varlığı, birliği ve sonsuza kadar yaşaması için oluşturulan gizli örgütlenmedir. Teşkilat-ı Mahsusadan bu yana Türkiye Cumhuriyetinde resmi ve meşru olmakla birlikte şeffaf yasalara ve günlük siyasetin oluşturduğu hukuğa göre legal olmayan bu oluşum, Türkiye Cumhuriyeti'nin gizli milli güvenlik anayasasına göre legaldir. Bugüne kadar öyleydi. Kimilerinin ikinci cumhuriyet ve yeni osmanlı devri olarak adlandırdığı Abdullah Gül'ün Çankaya Mühürdarı olarak Cumhurbaşkanlığı makamına geçmesiyle birlikte resmiyetten yoksunlaşan bu oluşumun ondan sonraki süreçteki bazı gelişmelerle birlikte tamamen tasfiye edilmesi için üst güvenlik makamlarınca düğmeye basıldığı bir hakikattir. Cumhuriyetin gizli savunma mekanizmaları lağvedilmiştir. ABD ile yapılan gizli görüşme ve anlaşmaların Cumhuriyetin Silahlı Bekçisi konumundaki bazı kişilerce de kabul edilmesi ve hükümet tarafından uygulamaya sokulmasıyla bu tablo ortaya çıkmıştır. Son günlerde gündemi bihayli meşgul eden Ergenokon Operasyonunun düşünen zihinlere algılattığı şey derin devletin temsili cenaze merasimidir, türban da derin devletin kefeni olarak kullanılmaktadır.FETHULLAH'IN ve ARDINDAKİLERİN BAŞARISI: CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ Uzun soluklu, sosyal, siyasal, ekonomik ve kanlı bir mücadele yöntemiyle Türkiye Cumhuriyetinin Üniter ve Laik yapısını resmen yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlar emellerini gerçekleştirmenin eşiğindedirler. Çeşitli vesilelerle Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile ilgili yakından ilgili bir takım irticai olayların ANALİZLERİNİ sizlerle paylaştık. Bunların hepsinin doğruluğu ispatlandı. Her ne kadar kemalist gizli güçler ellerindeki olanaklar dahilinde her türlü direnişi göstermiş olsalar da, önemli pozisyonlardaki bazı kişilerin tavır değişikliği sonucunda çok önemli mevziler kaybedilmiştir. Ne acıdır ki tavır değişikliğine giden bazı kişiler kendilerini kurtarmak ve şahsi menfaat elde etmek için kendisini yakacağını düşündüğü bazı kişileri köpeklerini önüne kemik atar gibi fırlatıp atabilmişlerdir. Kuzey Irak'ta kurulmakta olan kukla devlete rağmen ABD ile Genelkurmay işbirliği içerisine girmiştir. Gerçi buna işbirliği demek güçtür, ABD ile yapılan işbirliği her zaman sadece ABD leyhine diğer tarafın aleyhine olan işbirlikleridir. Genelkurmay belki kendince Atatürk'e ve Cumhuriyet'e bu şekilde de sadık kalınabileceğini düşünmektedir ancak AKP hükümetinin Atatürk ve Cumhuriyet karşısındaki geçmişten bugüne aldıkları karşı tutum ortadadır. İçinden geçtiğimiz zaman Türkiye'nin karanlıktaki güçlerinin birbirleriyle hesaplaşma içerisine girdiği zamandır. Burda üç fiili grup dikkat çekmektedir. 1) CIA'nın güdümündeki Fethullahçı Ekipler 2) 1980 öncesi de sık sık kullanılan milliyetçi(!) demokrat kılığına bürünen yine NATO ve MOSSAD güdümlü Gladyo 3) Teşkilat-ı Mahsusadan bu yana beraber hareket eden İttihatçı ve Kemalistlerden oluşan Milli Güçler Görüldüğü gibi ilk iki grup birbirlerinin alternatifi ve rakibidirler. Aralarındaki mücadelenin esası bir iktidar savaşından öteye değildir, her ikisi de bu ülkenin milli varlığına değil dış güçlerin emperyalist emellerine hizmet etmektedirler. Üçüncü grup yani Atatürkçü Güçler bu ülkede esas derin devlet geleneğinin temsilcisiydiler. İlk iki grup ise gayri milli Kontrgerilla yani çete örgütlenmesiydi. Malesef devletin içerisinde kümelenen Fethullahçı ekipler ile Gladyo hükümetlerin bizzatihi desteğiyle palazlanmışlar ve hükümeti kontrol altına alacak güce erişmişlerdir. OPERASYONUN ŞİFRESİ: KONTRGERİLLANIN TEK HAKİMİ FETHULLAH.. TSK'YA "TESLİM OL" ÇAĞRISI Ergenekon Operesyonu ile Türkiye'de yaratılan atmosfer son derece vahimdir. Bu operasyonun oluşturduğu atmosfer dış dengeler açısından Türk Silahlı Kuvvetlerinin tamamen ele geçirilmesi, iç dengeler açısındansa gizli dünyanın mutlak hakiminin Fethullahçılar olduğunun ilan edilmesi olayına işaret etmektedir. Fethullahçı Şebeke gizli dünyanın tek hakimidir, bundan sonra CIA'nın tetikçisi her olayda Fethullahçılardır. Gladyo bütün maddi varlığıyla medyaya taşınmıştır, oradan da iktidara taşınacaktır (hedef budur). Neticede ise kemalist milli güçlerin devletle ve orduyla resmi ilişkisi ve hiyerarşisi dağıtılmıştır ancak fiilen bunu başarmaları zor olacaktır. Bu operesyondan sonra yapılan psikolojik savaş ile Türk Silahlı Kuvvetleri bir kez daha kamuoyu önünde karalanmak suretiyle yıpratılmış ve bir kez daha teslim alınmak istenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Seçimine kadar yaşanan bütün yasadışı, hukuk dışı olayların faili Fethullahçılar ve Gladyo olduğu halde, asker ve sivil milli unsurlar bunlardan sorumlu tutulmaya çalışılmıştır. "Ergenekon Çetesi 2009'da darbe yapacaktı" manşetiyle çıkan Gladyo-Fethullah haberleri TSK'nın ulusalcı çoğunluğuna saldırmak için yapılmaktadır. Çünkü darbeyi askerler yapar. Asıl operasyonu, yakalanan kişiler (devletin içinde esamesi okunmayan) alakasız kurbanlar ve içlerindeki birkaç güdümlü provakatör üzerinden değil bu operasyonun medya üzerindeki yansımasından okumak gerekir. Asıl operasyon medya ile yapılmıştır. Bu operasyonlar zincirinin başlangıcı ise ABD ve İsrail heyetleriyle yapılan görüşmelerdir ve BOP kapsamında yapılan anlaşmalardır. Cumhuriyet uğuruna kendi kellelerini vermekten sakınanlar, Cumhuriyet'in gizli direniş mekanızmasının kellesini de vereceklerini göstermişlerdir. Bu sözlerden hiçkimse "Ergenekoncu" diyerek tutuklananların Cumhuriyet'in gizli direniş mekanızmasından olduğunu kastettiğimizi sanmasın, onların ne derin devlet olabilecek kapasiteleri ne de çete oluşturabilecek güçleri vardır ancak şu bir gerçektir ki içlerindeki bazı kişiler Fethullahçı çetenin ve Gladyo'nun ajanı olarak aralarına sızmış ve bu operasyonların yapılabilmesi için provakasyonlarla zemin çalışması yapmışlardır. Daha önce TSK içerisinde istihbarat ve terörle mücadele dairelerinde çalışanların bu olayda kurban olarak seçildiğini görmekteyiz. Bunlar kurbandır. Genelkurmay ile AKP'nin işbirliğinin şerefine kesilmiş kurbanlardır. Operesyonun esas maduru ise milli güçlerdir. Bu ve benzer operasyonlarla ilgili olarak gündeme gelen polis şeflerinin Fethullah Tarikatıyla ilgisi düşündürücüdür. Savcı Aykut Cengiz Engin'in yıllar önce önüne gelen bu davaya o zaman takipsizlik verip şimdi ele alması başka ilgi çekici noktadır. Yine bir Ferhat Sarıkaya rolü burda karşımıza çıkmaktadır. Bütün bunlar olurken sicilinde "Fethullahçıdır" yazan ve AKP'nin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olarak terfi ettirdiği, Hrant Dink suikastiyle ilgili olarak da çeşitli iddiaların hedefinde olan Ramazan Akyürek ile ilgili soru işaretleri nedense Amerikancı basının ilgisini çekmemektedir. Onlar sadece TSK'yı hedef almaktadırlar. TAYYİP'İN MEHTER YÜRÜYÜŞÜ.. TÜRBAN DARBENİN HABERCİSİ: FETHULLAH-SOROS DARBESİ Mİ? ASKERİ DARBE Mİ? YOKSA KEMALİST DEVRİM Mİ? Türban sadece siyasal gündemin üzerini örten bir örtü değil, aynı zamanda toplumu bu simge etrafında ayrıştıran bir siyasal obje. Gericiliğin bayrağı. Aynı zamanda darbenin habercisi. Türkiye Cumhuriyet'ine karşı yapılan darbenin bayrağı olan türban aynı zamanda artçı darbelerin de habercisidir. Kamuoyunda Türban Sorunu olarak bilinen suni gündem, kemalist devrim düşmanı siyasetin sembolü olan türbanın anayasallık kazanması veya kazanamaması ihtimallerinin belli olmasıyla birlikte artçı darbenin rengi belli olacaktır. Toplum bu simge etrafından kamplaşmıştır, bundan sonra eğer sorunsuz bu iş halledilmiş olursa bundan sonraki aşama için Fethullahçı Şebeke icraatlarını sürdürecektir. Bu şebekenin özellikle yargı ve asker üzerine saldırılarını yoğunlaştıracağı düşünülmektedir. Eğer türban düzenlemesi anayasal bir krize dönüşürse, Fethullahçı Şebekenin ve Soros Darbetörlerinin iki farklı uçtan aynı güce hizmet eden saldırılarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerindeki kemalist güç tamamen çökertilmeye çalışılacaktır. Bu çalışmada TSK içerisindeki NATO taraftarı Sorosçuların da kullanılacağı kuvvetle muhtemeldir. Bunlardan ayrı olarak hem emperyalizme hem bölücülüğe hem de dinciliğe karşı milli kemalist devrim mücadelesinin koşullarını ve kadrolarını oluşturmaya çalışan kemalist kuvvetlerin içerisine Atatürkçü görünümlü NATO-CIA elemanlarının sızdırılmaya çalışacağını da biliyoruz. Şartlar hangi akımın leyhine gelişirse "gizli el" o akımı sarmalamaya çalışacaktır. Kendi açımızdan şundan eminiz ki, 27 Mayıs Devrimcilerinin arasına sızan Türkeşgillerin benzerleri (amerikancılar) bu kez kemalistlerin arasına sızamayacaktır. ARTIK "DERİN MİLLET" VAR! Herşeyin birbirine karıştığı, derin devletin yok edilip yerine Fethullahçı Şebekenin mutlak hakimiyetinin sağlandığı, "çeteler temizleniyor" derken devletin çeteleşme riskiyle karşı karışaya kalındığı, toplumun iç savaşa sürüklendiği, milletin çözündüğü, bölünmenin sadece adının konması işinin kaldığı, medyanın Soros-Fethullah güdümünde olduğu ve Genelkurmay ile AKP iktidarının uyum içerisinde beraber hareket ettiği şu dönemde kemalistler ne yapmalıdır? Öncelikle ne yapmamalılar onu söylemeliyiz, böyle bir dönemde kesinlikle darbecilik anlamına gelecek darbe çığırtkanlığı yapılmamalıdır. Aksi halde daha önce bizleri hayal kırıklığına uğratıp "sol gösterip sağ vuranlar" ordu ve devlet içerisindeki solculara ve ulusalcılara vurdukları kroşeyi bu kez de millet içerisindeki solcu ve ulusalcılara vuracaklardır. Türkiye Cumhuriyeti'ni kurtarma işini kimseye havale etmemeliyiz veya etmiş görünmemeliyiz değerli kemalistler. Zaten her kurumda gericilerin-amerikancıların devrilip yerine milli hükümetin kurulmasını isteyen kemalist ihtilalci devrimciler kendi üzerlerine düşeni yapacaklardır. Lağvedilmiş olan milli güçler toparlanmaya çalışacaklardır. Bu dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili spekülasyonlara fazla girilmemelidir, hele hele Genelkurmay Heyetine mektup yazmak anlamına gelen şeylerle hiç uğraşılmamalıdır. Herkes kendi sorumluluğunu yerine getirmeye çalışmalıdır. Tayyip'i iktidar yapan güçlerle işbirliği içerisinde olanlar Tayyip'in kendisini indirseler bile zihniyetini iktidardan indiremezler. "Laik görünümlü olsun da amerikancı olursa olsun" denmemelidir. Laikliği devlet ve asker düzeyinde en çok zedeleyenlerin aynı zamanda Amerikancı oldukları iyi hatırlanmalıdır. Amerikancı saflarda yer alanların asla bizden olamayacağını biz yeterince tecrübe ettik, aynı hataya kemalistler düşmemelidir. Herşeyin bittiği yerde herşey yeniden başlar, her gecenin bir sabahı vardır. Bu gerçek unutulmamalıdır. Umutsuzluğa kesinlikle kapınılmamalı, Türkiye'yi kemalist devrime götürecek örgüt kemalist kamuoyunda tartışmaya açılmalıdır. Herkes kendi yöresinde, çevresinde kendisi gibi vatansever arkadaşlarıyla irtibatlar kurmalı, düzenli toplantılar yapmalıdır. Atatürkçülerin iktidar için belirleyeceği yöntem mutlak olarak mevcut iktidarın hukukiliğinin, meşruluğunun sorgulanması üzerinden belirlenmelidir. Mevcut iktidarı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin çeşitli koltuklarını zapt etmiş bulunan kemalizm düşmanlarını meşru ve hukuki kabul eden ve sadece yüzeysel muhalefet eden veya bunalr karşısında edilgenleşenlerle kemalist devrim yapılamayacağı bilinmeli ve böyle kişilerle kesinlikle bir işbirliği yapılmamalıdır. Böyle kişilerin atacağı her adımın kemalizm düşmanlığının tabanını oluşturmaya yönelik olabileceği iyi bilinmelidir. Bunların arasından iyi niyetli kişiler belki ilerde oluşacak bir gizli ve açık kemalist örgütlenmenin angajmanı olarak kullanılabilirler fakat asla karar mekanızmasına böyle çapsız, işbirlikçi, ve sistem yanlısı (AB ve ABD emperyalizmine şahsiyetli bir karşı duruş sergileyemeyen) uz görüsü olmayan insanlar getirilmemelidir. En önemlisi de millet derinleşmelidir. Derin Millet oluşumu gerçekleştirilmelidir ve zaten gerçekleştirilmektedir. ABD'nin ve ülkemizdeki gelişmelerin önümüzdeki aylarda Türkiye'yi sürükleyeceği iç hesaplaşmaya karşı milli güçler bütün hazırlıklarını ivedilikle yapmalıdır. Türkiye'yi böldürtmeyeceğiz, irticayı bu topraklarda boğacağız, milletimizin zincirleri kırmasını sağlayacağız, ülkemizi soyan hain ve işbirlikçilerden hesap soracağız, iç ve dış düşmanı yurdumuzdan temizleyeceğiz ve en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti'ni kurtaracağız ve yaşatacağız. Gazamız mübarek olsun arkadaşlar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
|||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|