|
Yazar admin
|
Fatih Altaylı yazdı..
05.03.2008 08:28 Sevilla-Fenerbahçe maçından önce Fenerbahçeli bir işadamı ile Beşiktaşlı bir işadamı kimin turu geçeceği üzerine iddiaya girdiler. Fenerbahçeli işadamı Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyelikleri yapmış, bir dönem adı Fenerbahçe Başkanlığı için geçmiş herkesin yakından tandığı bir isim. Beşiktaşlı işadamı Beşiktaş’ın duayenlerinden, zaman zaman başkan olması için baskı gören birisi.
Fakat bu iddianın ilginç bir tarafı vardı. Fenerbahçeli işadamı Sevilla’nın turu geçeceğine inanıyordu. Beşiktaşlı işadamı ise Fenerbahçe’nin. Fenerbahçeli işadamı Sevilla’nın turu geçeceğinden o kadar emindi ki, Beşiktaşlı işadamının bire iki iddia teklifini düşünmeden kabul etti. Maç başlayıp Sevilla 2-0 öne geçince Beşiktaşlı işadamı iddiayı iki katına çıkarmayı teklif etti. Fanatik Fenerbahçeli işadamı bu teklifin üzerine atladı. Galatasaray-Fenerbahçe maçında iddiaya girdiği aynı işadamına kaybettiği parayı fazlasıyla geri alacaktı. Fakat Fenerbahçe, Fenerbahçeli işadamını yaktı. Turu geçti ve Fenerbahçeli işadamı çok ciddi sayılabilecek bir miktarı kaybetti. Bazıları Fenerbahçeli işadamının neden böyle bir iddiaya girdiğini anlamakta zorlanabilirler. Ama ben çok iyi anlıyorum. Fenerbahçe turu geçerse Fenerbahçe turu geçtiği için çok sevinecek ve iddiada kaybettiği parayı takıma verdiği bir prim olarak görecekti. Yok eğer Fenerbahçe elenirse kazanacağı parayla hiç değilse üzüntüsü bir nebze olsun hafifleyecekti. Fenerbahçelilerin yaşadığı duyguları yaşamak Galatasaray’ın Avrupa’yı salladığı dönemlerde Fenerbahçeliler'in ne hissettiğini en sonunda dün anladım. Çok ama çok karışık duygular. Bir yandan ülkenin takımının kazanmasını istiyorsun. Türkiye’nin takımı. Her atağında sanki Galatasaraymış gibi heyecanlanıyorsun. Gol atsın istiyorsun, gol yemesin istiyorsun. Hakem Fenerbahçe’nin hakkını yiyince sinirleniyorsun, kızıyorsun, hakeme küfrediyorsun. Fenerbahçe gol atınca seviniyorsun. Koltukta zıplıyorsun. Bunları yaparken bir yandan da ertesi gün başına gelecekleri düşünüyorsun. Bu maç bittiği anda yine ezeli rakibin olacak takımın taraftarlarının sana hava atacağı, dalga geçeceği aklına geliyor. Bozuluyorsun. Ama yine de Fenerbahçe kazansın istiyorsun. Sonra aklına Fenerbahçe’nin bu turu geçerse biraz daha fazla para kazanacağı geliyor. Bu parayla daha iyi transferler yapacağını, daha güçleneceğini görüyorsun. Kendi ligini düşünüp bozuluyorsun. Galiba kazanmasa daha iyi olacak diyorsun ama yine de kazanmasını, turu geçmesini istemekten geri duramıyorsun. Rakip serbest vuruş veya korner kullanırken çeşitli uğurlar yapıp gol olmasın istiyorsun. Rakip gol atamayınca seviniyorsun sonra da acaba atsa daha mı iyi olurdu diye düşünüyorsun. Maç penaltılara kalıyor. Bir hafta önce Lincoln’e saldırdığı için sinir olduğun Volkan için dua ediyorsun. Sonunda Fenerbahçe turu geçiyor. Çok seviniyorsun. Çok kıskanıyorsun. Ne sevindiğini söyleyebiliyorsun. Ne kıskandığını söyleyebiliyorsun. Bir kaç yıldır bu başarıyı elde edemeyen kendi takımına kızıyorsun. Buraya kadarı Fenerbahçeliler'in de yaşadığını tahmin ettiğim duygular. Ama biz Galatasaraylılar'ın en azından şimdilik bir avuntumuz var. “Biz de buraya kadar gelmiştik” diyebiliyoruz. Şimdi artık Fenerbahçe’den kendimizi avutamayacağımız başarıyı bekliyoruz. Aynı karışık duygularla... NOT: Yıllar önce Bordeaux-Fenerbahçe maçında da benzer duygular yaşamış, en sonunda İstanbul’un göbeğinde kendi arabamın damında sevinçten zıplamış. Sonra da bu yaptığımdan dolayı bir Galatasaraylı olarak utanç duymuştum. NE ZAMAN ADAM OLURUZ? Siyasetçilere bakarak demokrasiden umudumuzu kesmediğimiz zaman
1. Yazan selena, 05-03-2008 09:51 Fenerbahçeli iş adamının yaptığı güvensizlik deyil. Sadece uğur yapıyor. Maçı verirsek bile kazanırım demiş. Ama Turu Fenerbahçe adam 4 katını bile vermeye razı. Bunu kavrayamamışmı Altaylı.
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |